BANNER HABER DETAY

ETK KABLO
11.10.2018

ETK Kablo Mali Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Özbay:
“ETK Kablo, her zaman öz sermayesi ile büyüyen bir firmadır, her kriz 
dönemlerinde olduğu gibi bu dönemi de fırsata çeviriyor ve hızla büyüyoruz”

 

 

Kablo sektöründe 40 yıllık birikim ve tecrübeye sahip olan ETK Kablo, istikrarlı büyümesini sürdürüyor. ETK Kablo Mali Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Özbay ile firmaları, kablo sektörü ve ekonomik gelişmeler hakkında konuştuk. 

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Kendinizden biraz bahseder misiniz?
1972 yılında Trabzon - Çaykara’da doğdum. İlk ve orta öğrenimini Bursa-Orhangazi’de tamamladım. Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinden “ekonomist” unvanıyla mezun oldum. 1999 yılında ETK Grubu’nda muhasebe uzman yardımcısı olarak çalışmaya başladım. Muhasebe uzmanı, muhasebe şefi, finans şefi, muhasebe müdürü görevlerini yürüttükten sonra mali işlerden sorumlu genel müdür yardımcılığı görevine getirildim ve halen bu görevi yürütmekteyim.

ETK Kablo firmasının tarihçesi nedir? İlkeleri nelerdir?
ETK Kablo, 1979 yılında İstanbul’da kurulmuştur. Yaklaşık kırk yıllık bir know how ve sektör tecrübesine sahiptir. Bu kırk yıllık tecrübesini en ileri teknolojilerle harmanlayarak oluşturduğu üretim teknikleriyle uluslararası pazarlarda çok büyük bir saygınlığa ulaşmıştır. Nitekim her yıl artarak büyüyen ihracat rakamları, bu saygınlığın ve ETK Kablo markasının güvenilirliğinin bir sonucudur. ETK Kablo kuruluşundan günümüze kadar hem ürün yelpazesini hem de üretim teknolojisini zamanın ihtiyaçlarına göre devamlı güncelleyen bir yönetim anlayışına sahiptir.
Yönetim ilkelerimizin en önemlisi hiç şüphesiz çalışanlarımıza verdiğimiz değerdir. 185 kişilik ETK Kablo ailesi olarak, hem bireysel hayat standartlarımızı yükseltmek hem de gurur verici ihracat rakamlarımızla ülke ekonomisine katkıda bulunmanın hazzını yaşıyoruz. Gerek mesai arkadaşlarımızın alın terinin karşılığının verilmesi, gerek ise yaşam standartlarımızın yükseltilmesi konusunda son derece hassas bir yapıya sahibiz. 

ETK Kablo’nun ürün yelpazesinde neler var? Satışlarınızın dağılımı nasıl?
ETK Kablo’nun üretim ve yönetimi, İstanbul Sancaktepe’de, bulunan 40.000 metrekare arazisi üzerinde kurulu tesislerinde gerçekleştirilmektedir.  ETK Kablo, Harici Telefon Kabloları, Dahili Telefon Kabloları, Data-Lan Kabloları, Sinyal Kabloları, Yangın Alarm Kabloları, Yangına Dayanıklı kablolar, Enstrümantasyon Kabloları, Kumanda Kabloları, Koaksiyel Kablolar, CCTV Kabloları ve Fiber Optik Kablo üretimi yapmaktadır.
Mevcut fiber optik kablo üretim hattında 432 optik fiber lif içerebilen, çeşitli tek modlu ve çeşitli çok modlu; mini, microduct, zırhlı, çok zırhlı, zırhsız, tek tüplü, çok tüplü, sıkı tüplü, hibrit, kompozit, alev geciktiricili, aleve dayanıklı, tek kılıflı, çok kılıflı, askı telli, tüm-dielektrik kendinden destekli (ADSS) gibi müşteri şartnamesine göre ve daha birçok şekilde olabilen fiber optik kablolar da üretilebilmektedir.
Satışlarımızın yüzde yetmişi yurt dışına yapılmaktadır. Yetmiş civarında ülkeye düzenli olarak satışlarımız vardır. Satışlarımız ağırlıklı olarak Avrupa ülkelerine yapılmaktadır.

Siz aynı zamanda bir ekonomistsiniz. Son dönemlerde ülkemizde yaşanan kriz ile ilgili görüşleriniz nelerdir?
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki bu kriz sadece ülkemize mahsus bir kriz değildir. Şu an ülkemizde yaşanan sıkıntıların aynısı özellikle gelişmekte olan ülkelerde de yaşanmaktadır. Bunun tek sebebi dünya ekonomisindeki likidite sorunudur. Gelişmiş ülkeler likidite bolluğunun yaşandığı dönemlerde gelişmekte olan ülkelere yapmış oldukları özellikle finansal yatırımları artık kendi ülkelerine geri çekmek zorunda kalıyorlar. Bu da özellikle dış ticaret açığı veren ülkelerde büyük sıkıntılara yol açmaktadır.
Ülkemiz bazında somutlaştırırsak bizde iki ana temel sorun söz konusu olmaktadır. Birincisi dalgalı döviz kuru, ikincisi ise yükselen faizler. 
Birinci sorunda dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama “yüksek döviz kuru” ifadesi yerine “ dalgalı döviz kuru” ifadesini kullandım. Burada dövizin yüksek olması hesaplanabilir ve yürütülebilir bir finansal süreç olabilmektedir. Ancak “dalgalı kur” tüm maliyet ve finansal hesaplamalar için hesaplanabilir ve sürdürülebilir bir süreç değildir. Asıl kriz bu dalgalanmaların devam etmesi halinde söz konusu olmaktadır.
Bu dönemde en büyük sorun aslında döviz kurunun yüksekliği değil banka kredi faiz oranlarındaki aşırı yükselmelerdir. Nitekim özellikle sanayi sektörüne baktığınızda Toplam Borç/Öz Sermaye oranlarının ideal rakamların çok üzerinde olduğunu görürsünüz. Özel sektördeki bu yüksek borçluluk oranları bu faiz oranları ile sürdürülebilir oranlar değildir.
 Nitekim sanayi sektöründeki ebitda marjlarına baktığınızda oranın ortalama %8’ler seviyesinde olduğunu görürsünüz. %8’ler civarında ebitda marjına sahip olan sanayi sektörünün %40’lar seviyesindeki kredi faizlerini ödemesi mümkün görünmemektedir. Bu durumda iki çözüm söz konusu olmaktadır. Birincisi sanayicinin ürünlerine %20 civarı zam yaparak ebitda marjını minimum %28’lere çıkartmak, ki bu da enflasyon artışı demek veya faiz oranlarını yine makul seviyeler olan %15’lere indirmek.
Peki, çözüm ne? Hükümetin attığı adımlar ne ölçüde yeterli?
Asıl sorunumuzun yüksek faizler olduğunu tespit ettikten sonra zaten çözüm yolu da bulunmuş oluyor. Bu şartlarda acilen yurt dışından kredi bulunması gerekiyor. Bu günlerde bu şekilde bankalara yaratılacak ortalama 30 milyar dolarlık bir uzun vadeli kaynak özellikle sanayi sektörü için tam bir panzehir olacaktır. 
Tabii ki orta ve uzun vadede en basit ana çözüm dış ticaret fazlalığı oluşturmak. Bunun için yüksek katma değerli, ileri teknoloji ürünler ve markalar oluşturmalıyız. 
Diğer taraftan en büyük sıkıntı döviz geliri olmayan birçok özel şirketin dövizle borçlanmaları… Nitekim hükümet bu konuda Mayıs ayında bir karar alarak döviz geliri olmayan firmalara dövizle borçlanma yasağı getirdi. Bu karar son derece yerinde ancak biraz geç kalmış bir karar olarak yorumlanabilir. 
Hükümetin attığı diğer bir adım ise 2008 yılında kaldırıldığında tüm ihracatçıların –oh be- dediği döviz alım belgesinin geri gelmesi. Bu son derece pratikten uzak, teorik faydası ile pratik faydasının hiçbir zaman eşleşmediği bir karar olarak göze çarpıyor. İhracatçıya ek maliyet getirmekten başka ekonomiye hiçbir faydası söz konusu olmamaktadır. Şöyle ki, bu kararı alan bürokratlardaki temel mantık, ihracatçının dövizi ülkemize getirdikten sonra TL ye çevirmesi. Bu şekilde döviz kurları üzerinde artış baskısının bir ölçüde azaltılacağı düşüncesiydi. Ancak uygulama böyle olmuyor. Bankalarla kur pazarlığı yapan firmalar anlık olarak ve aynı kurdan TL alıp dövize dönmektedirler. 
Hükümetin kaynak bulmaya yönelik çalışmaları ve Cumhurbaşkanımızın yüksek faiz endişelerine sanayi sektörü olarak katılmamamız asla söz konusu değil. Diğer taraftan Merkez Bankasının agresif faiz artışının ise üretim yapan firmalar açısından pek olumlu karşılandığını söyleyemeyiz.

ETK Kablo bu kriz döneminde neler yapıyor? Krizden bir etkilenme söz konusu mu?
ETK Kablo, her kriz dönemlerinde olduğu gibi bu dönemi de fırsata çeviriyor ve hızla büyüyor. ETK Kablo her zaman öz sermayesi ile büyüyen bir firma konumunda olmuştur. 40 yıllık firma geçmişinde oluşan tüm karlar firma bünyesinde bırakılmış, tüm yatırımlar ve işletme sermayesi bu fonlardan karşılanmıştır. Banka kredi borcu olmayan, döviz gelirleri olmasına rağmen döviz kredisi kullanmayan, finansal operasyonlar aracılığıyla riskli piyasalardan kar elde etmek yerine sanayicilikten kazanç sağlama yolunu tercih eden bir firmadır ETK Kablo.
ETK Kablo bu dönemde güçlü bilançosu ve güçlü finansal durumunun avantajlarını hiç şüphesiz hem yurt içindeki bayileri ile hem de yurt dışındaki partnerleriyle paylaşma yoluna gidiyor. Özellikle son zamanlarda yurt içinden yoğun bayilik talepleri almamız bu finansal gücümüzün bir sonucudur.
Bu dönemlerde birçok firmanın aksine, bir taraftan bayilerimizin limitlerini artırıyor, diğer taraftan ise vadelerde anlamlı süreler tanımlayarak hem bayilerimize destek veriyor hem de ülke ekonomisinin büyümesine katkı sağlamaya çalışıyoruz.

Hem ülkemizin geleceği hem de ETK Kablo’nun geleceği için neler söylemek istersiniz?
Şirketimizin ilk kurucusu rahmetli Ahmet Yılmaz’ın sözünü firma olarak kendimize şiar edinmiş bulunuyoruz. Rahmetli Ahmet Yılmaz bir konuşmasında şunları söylemişti: “Ben Giresun’dan İstanbul’a çocuklarımın nafakasını sağlamak, karınlarını doyurmak için gelmiştim. Birçok başarılı işler yaparak bunu garanti altına aldım. Daha sonra çalışanlarımın geleceğini garanti altına almak için daha da büyümem gerektiğini düşünerek uzun vadeli yatırımlara girdim. Onu da başardım. Şimdi önümüzde tek ve en kutsal hedef kaldı. Daha da büyüyerek, gelişerek, ihracat yaparak ülkemizin kalkınmasına katkı sağlamak… Şimdi asıl başarmamız gereken hedef budur.”
ETK Kablo olarak ülkemizin geleceğine güveniyoruz ve tüm yatırımlarımızı bu ülkeye yapıyoruz. Biz ETK Kablo olarak hızla büyüyoruz, ülkemiz de tüm engellemelere, tüm operasyonlara rağmen büyümesine devam ediyor ve edecekte…



  FUAR TAKVİMİ